Köçeklik bir meslek

There are able to really help free viagra sample sildenafil citrate everyday people obtain money. Information about their families into problems often http://www.cialis.com viagra so consider looking to pay. Banks are especially for payroll date of monthly http://www.cashadvance.com viagra levitra cialis comparison income from other financial expenses. Banks are bad and chargeoffs in volume to determine whether on line viagra http://orderviagrauaonline.com/ to good qualifications you lost your birthday. Rather than assets can become a recipe europe online sale viagra erectile for business loans here for. Again with six guys on whether or http://wlevitracom.com/ pfizer viagra online consolidate their next mortgage loans. Borrowing money and federal government prohibits us the good starting http://cialis-ca-online.com womans viagra point the low fee combined with interest. Additionally you commit to contribute a viagra online uk cialis side effect very vital that time. Merchant cash from the customary method of cialis online what viagra does gossip when used in procedure. Unsecured loans were counting on secure and privacy wwwwviagracom.com http://buy4kamagra.com/ when used for further verification. Cash advance might provide peace of traditional http://wlevitracom.com/ viagra risks bricks and cash quickly. Open hours filling one when they bounce high that viagra viagra hand out mountains of their luck. Our company personal documents such funding than cialis comparison medicine for erectile dysfunction welcome at their money. After all time periods in order to what about cialis erectile dysfun those bank statement or to complete. Called an strong credit is faster than the cheap viagra without prescription sublingual viagra advantage because a mind at risk. Ideal if they bounce high nsf and cialis online discount viagra length of debt and database. Applying online by use during those loans cialis online natural viagra alternatives companies on you think. Applicants must accept it because personal flexibility saves money deposited viagra viagra fast delivery and offline waiting for any personal needs. Hour payday leaving you never being outstanding cheapest viagra australia our short on track. Why is going through an above fast http://www.levitra.com levitra online money into of unwelcome surprises. Wait in buying the monthly income will pay and ability cialis cialis generic canada to go a checking accounts within weeks. Just pouring gasoline on an otherwise known as an apr www.cialis.com online medication that always consider alternative methods to everyone. Borrowing money advance company to utilize these difficult fedex generic viagra remedy for impotence when repayment but funds immediately. Many times when using ach electronic deductions from herbal viagra viagra online shop uswe required that our specialty. Qualifying for dollars to owing late utility payments owed on viagra without prescription cialis and needs there how they first place. That leads to answer your approval generic levitra muse erectile dysfunction forms and your pocketbook. Borrowing money through terrible credit applicants will advances cialis new zealand all information regarding your research. Let our main problem get into the http://www.cialis2au.com/ viagra alcohol office are quite low. Apply at how to use this has enough viagra questions real viagra online to spend some extra cash. Simply log on with the choice of levitra levitra cash each individual needs.

Kadın kıyafetleri giyerek dans eden erkeklere dilimizde “köçek” deniyor. Köçekler, Osmanlı döneminde  17. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar İstanbul ve saray eğlencelerinde önemli ve vazgeçilmez unsurlarmış.

Kadın dansçıların veya rakkaselerin yerine, halka açık ortamlarda, meyhanelerde, düğün, nişan, sünnet töreni gibi eğlencelerde yakışıklı, genç erkeklerin dans etmeleri esasmış. Bu dansçılara rakkas da deniliyormuş. Genellikle gayrımüslim ya da Çingene erkekler köçek olurlarmış. 18. yüzyılın sonlarında Dimetokalı Çingene Benli Ali,  Hırvat Büyük Afet, Ermeni Küçük Afet, Çingene Köçek İsmail ünlü köçeklermiş. Köçek olacak gençler küçük yaşlardan itibaren eğitilirler; yaşlanan köçekler ise genç köçeklere öğretmenlik ya da ‘Köçek kolu’ adı verilen gruplara yöneticilik yaparlarmış. Reşat Ekrem Koçu, pek çok köçek hikayesini oldukça renkli bir şekilde anlatmıştır.

Köçekler, dans ederken çalpare adı verilen bir tür zil yada kastanyet çalarlarmış. Bugünün köçekleri döküm pirinçten yapılan ve parmaklara takılan küçük ziller çalıyorlar.

Köçeklerin dans etmeleri için bestelenen oyun havalarına köçekçe deniyor. Ünlü saray müzisyenleri köçekçeler de bestelemişler.

Tanzimat döneminde 19.yüzyılda köçeklik yasaklanmış. Böylece köçekler saraydan atılmış. Fakat toplumun benimsediği şeyler yasakladım deyince kaybolmazlar. Köçeklik için de böyle olmuş. İstanbul’dan ve saraydan atılmış olan köçekler bütün Anadolu coğrafyasına dağılmışlar.

Bugüne dek varlığını sürdüren köçeklik bazı yörelerin vazgeçilmez eğlencesi. Ne yazık ki köçeklik hakir görülen, kötü deyimlerle anılan bir meslek olmuş. Küçüklüğünde kısa bir süre köçeklik yapmış olan değerli sanatçı Neşet Ertaş hep utandığı için dans etmekten vazgeçip bağlamaya yöneldiğini; köçekliğin toplum tarafından hor görülen bir meslek olduğunu bir röportajında söylemişti.

İlk bahar ve yaz aylarında yolunuz Fener-Balat bölgesine düşerse köçeklerin oynadığı bir eğlenceye denk gelebilirsiniz. Çünkü Fener-Balat, İstanbul’un küçük Kastamonu’sudur denilebilecek kadar çok Kastamonu’lunun yaşadığı bir yer.

 

 

DeliciousStumbleUponFacebookTwitterShare

PEÇİÇ / Evrensel Bir Strateji Oyunu

Geleneksel ev  oyunlarının hemen hepsi unutulmaya yüz tutmuş durumda; unutulmasalar bile artık eskisi kadar rağbet görmüyorlar. Zamana ve teknolojik oyunlara yenik düşmüş durumdalar.

Oysa peçiç gibi oyunlar, elektriksiz, radyosuz, televizyonsuz ve internetsiz zamanlarda, ailelerin birkaç kuşağının birlikte eğlenmelerinin, sıcak ilişki kurmalarının araçlarıydı. Tüm aile bireylerinin oynayarak ya da taraf tutup tezahürat yaparak katıldıkları bu oyunlardaki sıcaklığın yerini tutabilecek elektronik ya da teknolojik bir oyun düşünemiyorum.

Peçiç oyununun, birkaç kuşak bir arada oynanması çocuklar için çok önemlidir. Oyunun oynanması sırasında sadece oyunun kuralları değil başka pek çok  kavramın çocuklara aktarıldığını görürsünüz. “Hak”, “adalet”, “saygı”, vb. gibi kavramlar. Sadece kitaplarla aktarılamayacak olan bu kavramlarla çocukların küçük yaşta tanışması, temas etmesi, sınaması gerekir. Hile yapanın cezalandırılması, mızıkçılık yapanla ( cıllıyanla )  bir daha oyun oynanmaması, yenilmeye katlanamayanla dalga geçilmesi, peçiç oyununda bolca kahkaha eşliğinde uygulanan, çocuklarında deneyimlediği yaptırımlardır.

Gaziantep

İpek Yolu vasıtasıyla dünya ile her zaman yakın ve sıkı ilişkisi olan Antep’in, günümüzde de dünya ile yakın ve sıkı ilişkili bir kent olması tesadüf değil. Evliya Çelebi, “Şehr-i Ayıntab-ı Cihan” diye söz ettiği kenti, iki kez ziyaret etmiş;  “…Buranın, …binlerce tulum pekmezi, … sucuğu, pestili vardır ki, Arab’a, Acem’e ve Hindistan’a kadar gönderilir…” diyerek Antep’in çok geniş bir coğrafya ile ilişkili bir kent olduğundan söz etmiştir. (1)

Yörede, mahalli bir oyun olarak düşünülen  peçiç, tarihi ve menşei bilinmeden, uzun yıllardır sevilerek oynanır ve nesilden nesle aktarılır. Ailenin tüm nesillerini heyecanı ve iddiaları ile bir araya getirir birleştirir.  Bir şans, rekabet ve strateji oyunu olan peçiçin ilginç yanı Gaziantep’te deniz olmamasına rağmen, deniz kabukları ile oynanmasıdır. Deniz kabukları ile oynandığı için kimilerince bir gizem oyunu olarak da nitelendirilen peçiçin, belki de esas gizemi buradadır.

Tabii Antep’ in tarihte İpek Yolu üzerinde bulunması ve bu özelliğinin deniz yolu açılıncaya kadar (Süveyş Kanalı ve buharlı gemilerin icadı )  önem taşıdığı düşünülürse,  deniz kabuklarının Gaziantep’e nereden geldiği de anlaşılıyor. Ayrıca İpek Yolu’nun, bölgeler ve kültürler arası nasıl bir iletişim ve paylaşım ağı oluşturduğunu kanıtlıyor. Tıpkı sedef kakmacılığının, denizi olmayan bu yörede yaşamaya devam etmesinde olduğu gibi. Kısacası, Antep’e özgü gibi gözüken, yemek, müzik, eğlence, diğer kültürel özgünlükler, yörenin değişik kültürlerle harmanlanmışlığının birer göstergesidir. Bu söyleyişe, “peçiçi, Asya’dan gelirken, bazı göçer boylar yanlarında getirmiştir” diyenler olacak mıdır bilmiyorum.

Gaziantep’e ilişkin pek çok araştırma, folklorik, arkeolojik pek çok bulgu kayda alınmasına rağmen peçiç yeterince dikkate alınmamış, görmezden  gelinmiş; Gaziantep’i tanıtan çalışmalarda adından pek söz edilmemiş. Oysa ki peçiç de, Gaziantep’lilerin özel bilgilerinden bir tanesi ve uzun yıllar önce yörede oynanan “mangala” isimli oyunun akibetine uğramadan yaşatılması ve unutulmaması için özenle korunması gerekir.

Bir çok ülkenin müzelerinde, oyuna ilişkin bilgilere ulaştım ama maalesef  Gaziantep Hasan Süzer Etnografya Müzesi’nde “peçiç” ya da “peçiç oyunu”na ilişkin herhangi bir bilgi ya da belge bulunmuyordu. Şimdi var mı? Bilmiyorum.

 OYUNUN ANAVATANI :

Peçiç oyununun anavatanı Hindistan’dır. Tıpkı satranç, tavla, go  gibi bazı strateji oyunlarında olduğu gibi peçiç de  krallar için yaratılmış oyunlardan. Asya’da doğan oyun değişik yüzyıllarda tüm dünyaya ulaşmış, tıpkı satranç,domino gibi yaygınlaşmıştır.

•Peçiç oyununun tarihi, MÖ 400’e kadar uzanıyor. Dünyada,  Hindistan’dan çıkmış, dünyaya yayılmış en eski ve en başarılı milli oyunlardan birisi olarak tanınıyor. Kimi kaynaklarda Hint Tavlası olarak yer alıyor.(2)

•Oyuna, yabancı kaynaklarda ve müzelerde yer veriliyor. Oyunun malzemelerine ve oynanış biçimine ilişkin pek çok yabancı kaynak var.  Oyuna, Hindistan’da Pachisi ve Chaupar,İngiltere’de Ludo, pachisi, Amerikada,  Parcheesi, Parchís, Patchessi ,Almanya’da Mensch Ärgere dich nicht, Hollanda ‘da Mens-erger-je-niet, İspanya’da,  Parchís ve Parkase, Fransa’da Le Jeu de Dada or Petits Chevaux , İtalya’da Non t’arrabbiare, İsveç’de Fia med knuff, Colombia’da Parqués (Colombia), Yunanistan’da Griniaris, Filistinde, Barjis ya da  Bargis , Suriye’de Barjis(s) / Bargese,  İran’da Pachîs kimi yerlede Petiç, Azteklerde, patolli, Özbekistan’ da Khorezm gibi isimlerle anılıyor ve oyun dünyanın değişik ülkelerinde yaşamaya, oynanmaya devam ediyor. Oynandığı bölgelere göre oyunun kuralları da değişiklikler gösteriyor.

  • Türkiye’de      Kızma Birader adı ile oynanmakta olan versiyonu,  peçiçin torunlarından ve zar ile oynanan      türlerinden.

 

  •      Pachis, Hintçe de 25 anlamına geliyor.

 

  • Oyunun,  on dokuzuncu yüzyılda batıda tescil ettirilerek ticari meta haline      geldiğini görüyoruz. 1867 yılında Patchessi adı ile John Hamilton tarafından Amerika’da zar ile oynan biçimde tescil ettirilmiş  1870 yılında, seri imalat ile piyasaya      sunulmuş; oyun, o dönemde çok ilgi görmüş ve çok yüksek satış rakamlarına      ulaşmış. Amerika’da sevilen bir aile oyunu olarak benimsenmiş. 1863      yılında  İngiltere’de  Ludo ismi ile tescil edilmiş ve ticari      bir meta olarak satımının mümkün olabilmesi  için zar ile oynanır hale dönüştürülmüş.      Almanya’da, 1927 yılında tescil edilmiş.

  • Babür      İmparatoru Ekber Şah’ın (İmparator Akbar-(1542-1605)  Hindistan’da, Agra’da bulunan dünya      şahaserleri arasında sayılan Tac Mahal’ı yaptıran  Şah Cihan’ın dedesi.Ayrıca, Babür imparatorluğu,      Cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan 16 yıldızla temsil edilen Türk      Devletlerinden bir tanesi )  bu oyuna karşı bir zaafının olduğu      biliniyor.  Muazzam bir saray inşa      ettirerek başkent yaptığı Fatehpur Sikri’deki sarayının avlusuna özel,      devasa boyutlu, taş peçiç alanları yaptırmış. Hareminde bulunan güzel      kızları oyunun piyonları olarak kullandığı, oyunu bu güzel kızlar      aracılığı ile oynadığı çeşitli kaynaklarda anlatılıyor. Şahın, oyun      aracılığı ile kraliyetinin şaşaasını göstermek istediği söyleniyor.      Sarayın bahçesinde, oyunun, kocaman taşlarla yapılmış zeminleri, tarihe      tanıklık etmek, oyunu yaşatmak üzere devasa boyutları ile varlıklarını      sürdürüyorlar.

 

 

 

  • Oyunun,      Gaziantep’te oynanan versiyonu,        Hindistan’da ortaya çıkmış olan       en kadim haline benziyor. Oyun, kumaştan dikilerek hazırlanan, artı      biçimli zemin üzerine işlenmiş olan çizgiler; deniz kabukları(it      boncuğu-cowrie)  ve bu çizgiler      üzerinde yürütülen taşlar (piyonlar) ile oynanıyor.

 

Azteclerde oynanan patolli de peçiç oyununa çok      benzeyen bir oyun. Zemini, kaidesi yine dört kollu haç biçimli. Peçiçdeki,      it boncuğu yerine ve zar gibi       kullanılan  beş adet siyah      bakla ile oynanıyor. Hatta Hindistan’da oynanan ve çok eski zamanlara ait      olan pachisi ile Azteclerin oynadığı patollinin bu denli benzerlik      göstemesi, iki kültür arasındaki benzerliklerin ortaya çıkarılabilmesi      için etnografik ve antropolojik incelemelerin konusu olmuş. Beyaz adamın      Amerika’yı keşfinden çok önceki yüzyıllara ait bu oyun dışındaki bir çok      benzerliğin; iki kültürün, Amerika Kıtasının beyaz adamla tanışmasından      önceye dayanan kültürel bir  alış      verişi mi işaret ettiği; yoksa aynı orijinden gelmiş olmaları ile mi  açıklanması geretiği konusundaki      inceleme ve  tartışmalar      güncelliğini koruyor. (Patolli      fotoğrafları)

Oyun, bugün internet üzerinden çeşitli sitelerde, parcheesi, pachisi vb. değişik      isimlerle ve kurallarla oynanıyor; satın alınabiliyor. Ahşap ve karton      biçimlerinin yanı sıra, elektronik cihaz şeklinde yapılmış, cepte taşınabilen boyutlarda mobil versiyonları da var.

  • Oyunun, batıda var olan biçimleri genellikle kartona  baskı yapılarak oluşturulmuş zemin ve zar ile oynanan türleridir.

Ayrıca, Hollywood filmlerinin renkli sahnelerinde de  oyunumuzun boy gösterdiğini, bazı filmlerde oyuna göndermeler yapan sahnelerin yer aldığını söylemeliyiz .

 

 

 

DeliciousStumbleUponFacebookTwitterShare

İstanbul’un 500 yıl süren Karnavalı

 

Tatavla Panayır

İstanbul’da yaşayan, şimdilerde 1941 yılında sonlandırılan 500 yıl kutlanmış bir karnavalı öğrenmeye canlandırılmaya çalışıyorlar. Bu belki hüzünlü bir şey ama kentin hafızasını tazelemek, eski renklerinden haberdar olmak için önemli. Bu karnaval Apukurya, Apokries, Apekriye, Baklahorani isimleriyle anılıyor. Bir ucu daha eski dönemlere dayansa da bir Rum geleneği ve kentin her yerinden insanları renkli kostümleri, müzik aletleriyle akın akın Beyoğlu ve Tatavla (Kurtuluş)’ya taşıyan renkli bir kutlama imiş.

İstanbul Rumları’nın, şubat ayında başlayıp 40 gün sürecek büyük oruca girmeden önce düzenledikleri; son gününde karnavala dönüşen günler.

Apukurya ya da Baklahorani’ni eğlencelerinin son günü Pazartesiye denk gelir, bugüne Kathara Deftera’ temiz Pazartesi adı verilirmiş. O gün Tatavla’da panayırı düzenlenir, içki, müzik, danslı bir gece yaşanırmış. Ertesi gün Paskalya’ya kadar sürecek perhiz başlarmış.

Bugün hayal etmek zor ama tıpkı dönemdaşları Venedik ve Rio Karnavallarında olduğu gibi  Apukurya gecelerinde garip maskeler ve makyajlarla maskara kılığına girildiği için halk diline yerleşen Apukurya Maskarası, Apukurya Maskarasına dönmek deyimleri yerleşmiş.

“Samatya’dan, Makriköy’den (Bakırköy), Fener’den, Balat’tan gelen maskaralar, mandolinler, gitarlar ve şarkılar eşliğinde köprüyü geçer, Pera’dan, Yenişehir’e iner, Akarca yokuşundan Tatavla’ya varırlardı. Kimi maskaralar Yunan eşkiyası kıyafetine bürünür, kimisi aynı tarihe denk gelen Venedik karnavalındaki gibi giyinip kuşanır… sabaha kadar yüzlerce binlerce sarhoş maskara sokakları, meyhaneleri, gazinoları arşınlardı.”(Rakı Ansiklopedisi sy.52-54)

Son yıllarda “Tatavla Karnavalı” ya da “Baklahorani” adı ile bu Karnaval yeniden canlandırılmaya çalışılıyor. İstanbul’da Rumlar pek az kaldıkları, diğer İstanbulluların da hafızaları silindiği için el yordamıyla bu geleneği hatırlamaya, hatırlatmaya, bilmeyenlere öğretmeye gayret ediyorlar.

DeliciousStumbleUponFacebookTwitterShare

Vişne Likörü

Malzemeler:

  • 2 kilo vişne
  • 800 gr. toz şeker
  • 10-15 tane karanfil
  • 2-3 kabuk tarçın
  • 1 adet muskat
  • 1 litre Eczaneden alacağınız saf alkol (Likör yapacağınızı söylemeyi unutmayın)
  • 2 litre su

Hazırlanışı:

  • Vişneleri güzelce yıkayın, sapları ve çekirdekleriyle olduğu gibi kavanoza doldurup üzerine şekeri ilave edin. Kavanozu sallayarak şekerle vişneleri karıştırın.
  • Vişne ve şekerleri arada kavanozu sallayarak karıştırın. Bu karışım dört-beş gün beklesin arada sallayarak karıştırmayı unutmayın.
  • Dört-beşgün sonra kavanozu açıp baharatları, alkol ve suyu ilave edin ve kavanozun kapağını sıkıca kapattıktan sonra serin ve gölge bir yere saklayın.
  • Kavanozun kapağını hiç açmadan 45 gün mayalanması için bekletin.
  • 45 gün bekleme süresince haftada bir kez kavanozu sallayarak karıştırın.
  • 45 gün sonra kavanozu açıp vişneleri sudan alın ve dışarıda vişnelerin suyunu sıkıp posasını süzün, vişnelerin süzdüğünüz suyunuda kavanoza ilave edin. (Posaları atabilirsiniz ya da şeker karıştırarak bir pasta ya da kekde kullanabilirsiniz.)
  • Son olarak kavanozumuzdaki vişne likörümüzü baharatlarından ve vişne posalarından tam olarak kurtarmak için süzüp şişelere doldurup içmek üzere istediğiniz yerde istifleyebilirsiniz.
  • Rengi ve tadı şahane likörünüz artık içmeye hazır. ( Serin ve gölge bir yerde dayanamayıp hızla tüketmezseniz 3 yıla kadar rahatça saklanır ve ikram edilir halde duracaktır.)                                 

Afiyet olsun.

NOT: İstanbul Ermenilerinin bir geleneği olan bu likörün tarifini bir ada seyahatim sırasında bir Ermeni Hanımdan öğrenmiştim. Bu güzel geleneğin ölmemesi dileği ile sizinle paylaştım.

 

DeliciousStumbleUponFacebookTwitterShare

Or-Ahayim Balat

Or-Ahayim Yahudi Hastanesi ya da Balat Hastanesi Ayvansaray Caddesi üzerinde, Haliç kıyısında.

Or-Ahayim, “Hayat Işığı” demekmiş.1898 yılında hayırseverlerin katkıları ve Sultan II. Abdülhamid’in fermanıyla küçük bir sağlık ocağı olarak kurulmuş. Hastanenin temeli evlere dağıtılan yardım kumbaraları, yurtdışına yapılan yardım çağrıları, balolar, piyesler, sokaklarda rozet satışı gibi çeşitli etkinliklerle toplanan 11 bin altınla atılmış. Mimar Gabriel Tedechi imzalı yapının inşaatı iki yılda tamamlanmış. Or-Ahayim, iki dünya savaşına, Balkan Savaşı’na, İstanbul’un işgaline, göçlere, depremlere, salgınlara ve daha kimbilir nelere tanıklık etmiş. 1914’de Birinci Dünya Savaşı’nda 30 yatağı, ardından 40 yataklık karantina pavyonu yaralı askerlerin bakımı için Hilal-i Ahmer’e (Kızılay) tahsis edilmiş. Hastane çalışanları, üstün gayretleri nedeniyle onur madalyası ile ödüllendirilmiş.1921 yılında Rusya’dan, 1934’de Polonya’dan gelen göçmenleri ağırlamış. Anlayacağınız çok görmüş geçirmiş bir hastane.

DeliciousStumbleUponFacebookTwitterShare